Deyimler
İngilizce deyimler listesi PDF: 89 deyim ve kalıp
Aşağıdaki listede 89 İngilizce deyim ve kalıp var: renkler, hayvanlar, vücut, as ... as karşılaştırmaları, iş ve günlük hayat, genel deyimler, zaman ve sıklık kalıpları ve akademik kalıplar. Her deyimin Türkçe anlamı, örnek cümlesi ve çevirisi yanında.
- 89 deyim ve kalıp
- 8 kategori
- Ücretsiz PDF
PDF · 6 sayfa · 250 KB · Ücretsiz, üyelik gerekmez · Güncellendi:
İngilizce deyim nedir?
Deyim, anlamı tek tek kelimelerden çıkarılamayan sabit bir ifadedir. Örneğin once in a blue moon 'mavi ayda bir' değil, 'kırk yılda bir' demektir. Bu yüzden deyimi bütün olarak, örnek cümlesiyle öğrenmek gerekir.
Bu listede neler var?
- 89 deyim ve kalıp, sekiz kategoride.
- Her biri için Türkçe anlam, örnek cümle ve çeviri.
Bu liste genel İngilizce deyimlerden oluşur ve YDS'ye özel bir derleme değildir; okuduğunu anlama çalışırken destek olarak kullan. Çıkma yılı ya da sıklığı bilgisi yoktur.
Renklerle Deyimler (10)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| once in a blue moon | kırk yılda bir, çok nadiren | He visits his hometown once in a blue moon. | Memleketini kırk yılda bir ziyaret eder. |
| out of the blue | birdenbire, damdan düşer gibi | She called me out of the blue after ten years. | On yıl sonra birdenbire beni aradı. |
| a white lie | zararsız / iyi niyetli yalan | I told a white lie so as not to hurt her feelings. | Onu üzmemek için küçük bir yalan söyledim. |
| catch someone red-handed | suçüstü yakalamak | The thief was caught red-handed. | Hırsız suçüstü yakalandı. |
| green with envy | kıskançlıktan çatlamak | He was green with envy when he saw my new car. | Yeni arabamı görünce kıskançlıktan çatladı. |
| a grey area | belirsiz / net olmayan alan | The law on this issue is a grey area. | Bu konudaki yasa belirsiz bir alandır. |
| black and white | apaçık, net (siyah-beyaz) | The rules are in black and white; there is no excuse. | Kurallar apaçık ortada; mazeret yok. |
| give someone the green light | yeşil ışık yakmak, onay vermek | The manager gave us the green light to start. | Müdür başlamamız için yeşil ışık yaktı. |
| a golden opportunity | altın / kaçırılmayacak fırsat | Studying abroad was a golden opportunity for her. | Yurt dışında okumak onun için altın bir fırsattı. |
| see red | tepesi atmak, çok öfkelenmek | I saw red when he lied to my face. | Yüzüme karşı yalan söyleyince tepem attı. |
Hayvanlarla Deyimler (10)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| let the cat out of the bag | ağzından kaçırmak, sırrı açık etmek | He let the cat out of the bag about the surprise party. | Sürpriz parti sırrını ağzından kaçırdı. |
| a rat race | amansız rekabet, fare yarışı | She left the city to escape the rat race. | Amansız rekabetten kaçmak için şehri terk etti. |
| kill two birds with one stone | bir taşla iki kuş vurmak | By cycling to work, I kill two birds with one stone. | İşe bisikletle giderek bir taşla iki kuş vuruyorum. |
| take the bull by the horns | sorunu cesaretle göğüslemek | He took the bull by the horns and solved the crisis. | Sorunu cesaretle göğüsleyip krizi çözdü. |
| a wolf in sheep's clothing | koyun postundaki kurt, sinsi kişi | Beware of him; he is a wolf in sheep's clothing. | Ona dikkat et; koyun postuna bürünmüş bir kurt. |
| hold your horses | acele etme, sakin ol | Hold your horses! We need to think first. | Acele etme! Önce düşünmemiz gerek. |
| the lion's share | aslan payı, en büyük pay | He took the lion's share of the profits. | Kârın aslan payını aldı. |
| a dark horse | kendini belli etmeyen sürpriz kişi | She was a dark horse and won the competition. | Kimsenin beklemediği biriydi ve yarışmayı kazandı. |
| smell a rat | bir bit yeniği sezmek | When he offered too much money, I smelt a rat. | Fazla para teklif edince bir bit yeniği sezdim. |
| straight from the horse's mouth | ağzından, ilk ağızdan (güvenilir kaynaktan) | I heard it straight from the horse's mouth. | Bunu ilk ağızdan, güvenilir kaynaktan duydum. |
Vücutla İlgili Deyimler (12)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| pull someone's leg | birine takılmak, kafa bulmak | Are you serious or just pulling my leg? | Ciddi misin yoksa bana takılıyor musun? |
| give someone a hand | yardım etmek, el vermek | Can you give me a hand with these boxes? | Bu kutular konusunda bana yardım eder misin? |
| keep an eye on | göz kulak olmak | Please keep an eye on my bag for a minute. | Bir dakika çantama göz kulak olur musun? |
| get cold feet | son anda cesareti kırılmak, ayağı geri gitmek | He got cold feet before the wedding. | Düğünden önce ayağı geri gitti. |
| cost an arm and a leg | ateş pahası olmak | That designer bag cost an arm and a leg. | O marka çanta ateş pahasıydı. |
| play it by ear | duruma göre hareket etmek, doğaçlama yapmak | We don't have a plan; let's play it by ear. | Planımız yok; duruma göre hareket edelim. |
| see eye to eye | aynı görüşte olmak, anlaşmak | The partners don't see eye to eye on budgets. | Ortaklar bütçe konusunda anlaşamıyor. |
| a pain in the neck | baş belası, sinir bozucu şey/kişi | Filling in these forms is a pain in the neck. | Bu formları doldurmak baş belası. |
| lend an ear | kulak vermek, dinlemek | She always lends an ear to her friends' problems. | Arkadaşlarının dertlerine hep kulak verir. |
| off the top of one's head | düşünmeden, hazırlıksız (aklına gelen) | Off the top of my head, I'd say about fifty. | Şöyle aklıma geldiği kadarıyla, elli civarı derim. |
| break a leg | bol şans! (özellikle sahne öncesi) | You have an exam tomorrow? Break a leg! | Yarın sınavın mı var? Bol şans! |
| turn a blind eye | görmezden gelmek, göz yummak | The teacher turned a blind eye to his lateness. | Öğretmen geç kalmasına göz yumdu. |
as ... as Karşılaştırmaları (8)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| as easy as pie | çok kolay, çocuk oyuncağı | The exam was as easy as pie. | Sınav çocuk oyuncağıydı. |
| as good as gold | altın gibi (uslu, çok iyi) | The children were as good as gold all day. | Çocuklar bütün gün altın gibi uslu durdu. |
| as cool as a cucumber | çok sakin, soğukkanlı (hiç istifini bozmayan) | He stayed as cool as a cucumber during the crisis. | Kriz boyunca son derece soğukkanlı kaldı. |
| as light as a feather | tüy kadar hafif | This new laptop is as light as a feather. | Bu yeni dizüstü tüy kadar hafif. |
| as stubborn as a mule | katır gibi inatçı | You can't change his mind; he's as stubborn as a mule. | Onu ikna edemezsin; katır gibi inatçı. |
| as clear as crystal | su gibi berrak, çok açık | Her explanation was as clear as crystal. | Açıklaması su gibi berraktı. |
| as busy as a bee | arı gibi meşgul, çok yoğun | During exam week, she is as busy as a bee. | Sınav haftasında arı gibi meşguldür. |
| as white as a sheet | kâğıt gibi bembeyaz (korkudan/hastalıktan) | He turned as white as a sheet when he heard the news. | Haberi duyunca kâğıt gibi bembeyaz oldu. |
İş ve Günlük Hayat Deyimleri (10)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| a piece of cake | çok kolay iş | Don't worry, the task is a piece of cake. | Merak etme, iş çok kolay. |
| break the ice | buzları eritmek, ortamı yumuşatmak | He told a joke to break the ice at the meeting. | Toplantıda buzları eritmek için espri yaptı. |
| the ball is in your court | karar / sıra sende | I've made my offer; now the ball is in your court. | Teklifimi yaptım; artık karar sende. |
| get the ball rolling | işi başlatmak, harekete geçirmek | Let's get the ball rolling on the new project. | Yeni projede işi başlatalım. |
| cut corners | işi kolayına kaçmak, kestirmeden yapmak | Don't cut corners on safety measures. | Güvenlik önlemlerinde işi kolayına kaçma. |
| back to square one | başa dönmek, sıfırdan başlamak | The deal fell through, so we're back to square one. | Anlaşma bozuldu, yine başa döndük. |
| on the same page | aynı fikirde / hemfikir olmak | Before we start, let's make sure we're on the same page. | Başlamadan önce hemfikir olduğumuzdan emin olalım. |
| think outside the box | kalıpların dışında düşünmek | To solve this, we need to think outside the box. | Bunu çözmek için kalıpların dışında düşünmeliyiz. |
| a ballpark figure | kabaca / yaklaşık rakam | Just give me a ballpark figure for the cost. | Maliyet için bana kabaca bir rakam ver. |
| burn the midnight oil | gece geç saatlere kadar çalışmak | She burned the midnight oil to finish the report. | Raporu bitirmek için gece geç saatlere kadar çalıştı. |
Genel Deyimler (15)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| bite the bullet | dişini sıkmak, zoru göze almak | I hate the dentist, but I'll have to bite the bullet. | Dişçiden nefret ederim ama dişimi sıkmam gerekecek. |
| hit the nail on the head | tam üstüne basmak, taşı gediğine koymak | You hit the nail on the head with that comment. | O yorumla tam üstüne bastın. |
| a blessing in disguise | görünüşte kötü ama sonu iyi olan olay | Losing that job was a blessing in disguise. | O işi kaybetmek aslında hayırlı oldu. |
| the last straw | bardağı taşıran son damla | His rude reply was the last straw. | Kaba cevabı bardağı taşıran son damla oldu. |
| under the weather | keyifsiz, hasta gibi | I'm feeling a bit under the weather today. | Bugün biraz keyifsizim. |
| beat around the bush | lafı dolandırmak, sadede gelmemek | Stop beating around the bush and tell me the truth. | Lafı dolandırmayı bırak da doğruyu söyle. |
| jump on the bandwagon | popüler akıma kapılmak, moda olana uymak | Many firms jumped on the bandwagon of remote work. | Birçok firma uzaktan çalışma akımına uydu. |
| in the long run | uzun vadede | Studying regularly pays off in the long run. | Düzenli çalışmak uzun vadede işe yarar. |
| call it a day | paydos etmek, bugünlük bırakmak | We've worked enough; let's call it a day. | Yeterince çalıştık; bugünlük bırakalım. |
| get out of hand | kontrolden çıkmak, çığırından çıkmak | The party got out of hand after midnight. | Parti gece yarısından sonra çığırından çıktı. |
| once and for all | kesin olarak, son kez | Let's settle this argument once and for all. | Bu tartışmayı kesin olarak çözelim. |
| a storm in a teacup | bir bardak suda fırtına, boşa büyütülen mesele | Their quarrel was just a storm in a teacup. | Kavgaları bir bardak suda fırtınaydı. |
| cut to the chase | sadede gelmek | We don't have much time, so let's cut to the chase. | Fazla vaktimiz yok, sadede gelelim. |
| pay through the nose | kazık yemek, fahiş fiyat ödemek | We paid through the nose for the hotel. | Otel için kazık yedik. |
| spill the beans | baklayı ağzından çıkarmak, sırrı söylemek | Come on, spill the beans! What happened? | Hadi, baklayı çıkar ağzından! Ne oldu? |
Zaman ve Sıklık Kalıpları (12)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| from time to time | zaman zaman, ara sıra | Errors of this kind occur from time to time. | Bu türden hatalar zaman zaman meydana gelir. |
| for the time being | şimdilik, şu an için | For the time being, the old system will remain in use. | Şimdilik eski sistem kullanımda kalacak. |
| at short notice | kısa süre önceden haber vererek, son anda | She was asked to give the lecture at short notice. | Dersi vermesi kendisinden son anda istendi. |
| in the nick of time | tam zamanında, son anda | The ambulance arrived in the nick of time. | Ambulans tam zamanında geldi. |
| sooner or later | eninde sonunda | Sooner or later the truth will come out. | Eninde sonunda gerçek ortaya çıkacak. |
| around the clock | yirmi dört saat, aralıksız | Engineers worked around the clock to restore power. | Mühendisler elektriği geri vermek için aralıksız çalıştı. |
| more often than not | çoğu zaman, genellikle | More often than not, the simplest answer is correct. | Çoğu zaman en basit yanıt doğru olandır. |
| at a moment's notice | anında, hiç beklemeden | The team must be ready to travel at a moment's notice. | Ekip anında seyahate hazır olmalı. |
| in the meantime | bu arada, o sırada | The results are due in May; in the meantime, keep revising. | Sonuçlar mayısta belli olacak; bu arada tekrara devam et. |
| on the spur of the moment | anlık bir kararla, düşünmeden | They booked the trip on the spur of the moment. | Geziyi anlık bir kararla ayırttılar. |
| without delay | gecikmeksizin, derhal | Faults must be reported without delay. | Arızalar gecikmeksizin bildirilmelidir. |
| in due course | zamanı gelince, vakti geldiğinde | You will be informed of the decision in due course. | Karar size zamanı gelince bildirilecek. |
Akademik Kalıplar (12)
| Deyim | Türkçe anlam | Örnek cümle | Çevirisi |
|---|---|---|---|
| on the whole | genel olarak, bütününe bakıldığında | On the whole, the experiment supported the hypothesis. | Genel olarak deney varsayımı destekledi. |
| in the light of | ışığında, göz önüne alındığında | In the light of new evidence, the case was reopened. | Yeni kanıtlar ışığında dava yeniden açıldı. |
| with regard to | -e ilişkin, -e gelince | With regard to costs, the two plans are similar. | Maliyetlere gelince iki plan benzerdir. |
| by and large | genel olarak, büyük ölçüde | By and large, the reforms have been successful. | Genel olarak reformlar başarılı oldu. |
| in terms of | açısından, bakımından | In terms of energy use, the new design is superior. | Enerji kullanımı açısından yeni tasarım üstündür. |
| as far as ... is concerned | -e gelince, -in söz konusu olduğu kadarıyla | As far as safety is concerned, no compromise is possible. | Güvenlik söz konusu olduğunda hiçbir ödün verilemez. |
| in a nutshell | kısacası, özetle | In a nutshell, the theory could not be tested. | Kısacası kuram sınanamadı. |
| to a great extent | büyük ölçüde | The outcome depends to a great extent on the weather. | Sonuç büyük ölçüde havaya bağlıdır. |
| bear in mind | göz önünde tutmak, akılda tutmak | Bear in mind that the sample was very small. | Örneklemin çok küçük olduğunu akılda tut. |
| be on the verge of | eşiğinde olmak, -mek üzere olmak | Several species are on the verge of extinction. | Birkaç tür yok olmanın eşiğinde. |
| at the expense of | -in pahasına | Speed was achieved at the expense of accuracy. | Hız, doğruluk pahasına elde edildi. |
| in accordance with | -e uygun olarak, gereğince | Samples were handled in accordance with the guidelines. | Örnekler yönergelere uygun olarak işlendi. |
PDF · 6 sayfa · 250 KB. Ücretsiz, üyelik gerekmez.
Deyimleri nasıl çalışmalı?
- Deyimi kelime kelime çevirmeye çalışma; anlamı bütün olarak, örnek cümlesiyle öğren.
- Kategoriden kategoriye ilerle: renk, hayvan ve vücut deyimlerini gruplamak hatırlamayı kolaylaştırır.
- Okuma parçalarında karşılaştığın deyimleri bu listeye dönüp kontrol et.
Sık sorulanlar
İngilizce deyim nedir?
Anlamı tek tek kelimelerden çıkarılamayan sabit ifadedir. Örneğin once in a blue moon 'kırk yılda bir' demektir.
Deyimler YDS'de çıkar mı?
Bu sayfa bunun için bir iddiada bulunmaz. 2026 YDS kılavuzu deyimlerden ayrıca söz etmez; sınavın sözcük bilgisi, dil bilgisi, çeviri ve okuduğunu anlamayı ölçtüğünü söyler. Deyimleri özellikle okuma metinlerini anlamaya destek olarak çalışmak mantıklıdır.
Kaç deyim var?
89 deyim ve kalıp, sekiz kategoride.
Deyimleri nasıl ezberlerim?
Deyimi kelime kelime değil bütün olarak, örnek cümlesiyle öğren. Kategorilere göre ilerlemek ve aralıklarla geri dönmek hatırlamayı kolaylaştırır.
PDF ücretsiz mi? Üye olmam gerekir mi?
PDF ücretsizdir; üyelik, e-posta adresi ya da giriş gerekmez. İndirme düğmesine basman yeterli.
Kaynaklar
Kelime, phrasal verb, kök-ek ve deyim listeleri YDS Matik uygulamasının içeriğinden; konu tabloları ve örnek cümleleri YDS Matik için ayrıca hazırlandı. Hiçbirinin ÖSYM sınavlarında çıktığı ya da ne sıklıkta çıktığı iddia edilmez; sınav kuralları için ÖSYM'nin güncel kılavuzlarına bak.
Diğer kaynaklar
- Phrasal verbs
YDS phrasal verbs listesi PDF: 76 madde
76 phrasal verb ve fiil kalıbı, fiile göre gruplanmış: anlam, örnek cümle ve çeviri.76 YDS Phrasal Verbs Listesini İncelePDF · 5 sayfa · 221 KB - Kelime listesi
YDS kelime listesi PDF: 200 sınav sözcüğü
200 sınav sözcüğü: isim, sıfat, fiil ve zarf. Türkçe anlam, örnek cümle ve çeviri.200 YDS Kelime Listesini ve PDF'i GörPDF · 11 sayfa · 433 KB
İlgili rehber yazıları
- Çalışma planı
YDS'ye nasıl çalışılır? Hafta hafta hazırlık planı
Hedefini belirle, 12 haftalık örnek planla kelime, gramer, okuma ve denemeyi dengele. - Soru tipleri
YDS soru tipleri: 80 soruda seni neler bekliyor?
Kelime, gramer, cloze test, çeviri, okuma ve paragraf soruları: her tip ne ölçer ve nasıl çözülür.